12 Mayıs 2010 Çarşamba

Dunga Ve Çağırmaya Çalıştığı Ruh

Dün Dunga afrikaya götüreceği kadroyu,hiç aday olaylarına girmeden direk tam olarak açıkladı ve tüm dünyayı tekrar şaşırttı.Herkesin uzlaşabileceği bir kadroyu kurmak imkansız olsa da herkesin sürpriz ve kalitesi tartışılır olarak değerlendirdiği bir kadro kurmak daha da imkansız tabi kendini ve işini seven bir insan ve brezilya teknik direktörüyseniz.

Dunganın bu görevden memnun olmadığını ve kovulmak için bu kadroyu seçtiğini düşünemeyeceğimize göre kafasındaki doğruları çözmeye çalıştım ben de.

Dunga göreve takım balansı daha üst düzey bir Brezilya yaratmak için gelmişti modern futbola uygun olarak.Yani ondan istenen buydu göreve başlarken.O da bu doğrultuda çalıştı ve geçmişe nazaran (çoğu kişinin kabul ettiği şekilde) daha yüksek tempolara ulaşabilen,avrupalı güçlü rakipleriyle orta saha savaşlarında var olabilecek bir ekip yarattı.Buraya kadar herşey normal görünüyor.Ancak görev süresi ilerledikçe bugünlere yaklaşıldıkça bazı problemler ve basının eleştrileri meydana gelmeye başladı.

Ne olursa olsun Dunga kafasındaki milli takım kadrosundan vazgeçmiyordu.Kim bilir belki de Dunga uzun süredir beraber oynayan oyunculardan oluşmuş bir takım yaratmak istiyordu ama milli takımın toplanma süreleri arasındaki uzun zaman mesafeleri ve oyuncuların form durumlarının hep aynı kalmaması buna ne kadar uygundu?

İşte mesele burda, gördüğümüz kadarıyla form durumuna bakılmadan uzun süredir aynı oyuncular seçiliyor milli takıma.İlişkileri güçlü bir takım kurmak için bu seçimleri yapan Dunganın planları tutacak mı?Devamlı aynı oyuncular seçilerek kulüp takımı tadında bir ekip oluşturulmaya çalışıyor desek doğru olur heralde.Zaman ya Dunga'nın aynı oyuncuları çağırarak oluşturduğu ruhun başarısını yazacak ya da bu seçimin ne kadar yanlış olduğunu.

3 Mayıs 2010 Pazartesi

BU SENE TUZU BİRAZ AZDI BARCA'NIN

"Jol, utanmasa kalenin önüne kulüp otobüsünü koyacaktı.",Chelsea'de çalıştığı dönemlerde bakın ne diyor Jose Mourinho.Tottenham ile karşılaşıyorlar,Chelsea bunalıyor savunmadan ve Jose maç sonunda bunları söylüyor.Guardiola'nın Şampiyonlar Ligi yarı finali maçında söylediklerinin aksine.Guardiola maç sonunda Inter'i kutluyor onların oyun anlayışına değinmeden!

Jose Mourinho şunu biliyordu ki İnter Barcelona karşısında o gün Totthenam'ın Chelsea karşısında oynadığı gibi oynamalıydı.Çünkü ister kabul edelim ister etmeyelim,şu yıllardaki Barcelona futbolu çok farklı bir tarz,çoğu futbol kulübü için bir ütopya.Hatta en büyükler için bile!Jose Mourinho'nun oyunu Barcelona'nın bu durdurulamayan farklı tarzına aslında bir saygı duruşu gibiydi.

Inter turu geçtikten sonra bir sürü yazı okudum;"Barca artık tarzını değiştirmeli mi?" gibisinden.Yok artık diyorum!Bu futbol ırkçılığıdır.Farklı olan tarzı diğerlerine benzetme hevesi de ne?Bozuk saat bile günde iki kere doğruyu gösterir.Barcelona'nın ne kadar iyi oynarsa oynasın,yarı finalde elenme olasılığı her zaman vardır.Pişirilen bir yemeğin tuzu az ise tadı değişmiştir başarısızdır o yemek ama kimse tutup da yemeğe konan malzemeleri değiştirerek eski tadı yakalayamaz.Tuzu eksik ise tuzu eksiktir,diğer sefere oranında atarsın o kadar!

Bırakın da Barcelona bu futbolunu oynamaya devam etsin,bazı takımlar da onu durdurmaya çalışmaya.Yoksa siz ne Barca'yı yıkan Jose Mourinho'yu hatırlarsınız,ne de tek başına Inter'den fazla pas yapan Xavi'yi.Bu iş böyle güzel,farklı tarzda oyunlarla.




8 Ocak 2010 Cuma

Galatasaray'ın Cezasının Kaldırılması Üzerine















Beklenen mi oldu , beklenmeyen mi oldu onu artık size bırakıyorum.Galatasaray Cemal Nalga'nın sahte formayla oynatılmasından dolayı aldığı cezanın kaldırılması için Tahkim Kurulu'na başvurmuştu.İtiriazları kabul edildi ve Galatasaray'a verilen 5 puan silme cezası kaldırıldı.Yiğit Şardan ve Ali Türsan'a verilen hak mahrumiyeti cezaları da kaldırıldı.Cemal Nalga,Tufan Ersöz,Okan Çevik,Mert Uyguç,Cengiz Karadağ,Koray Mincinozlu ceza kaldırılma olayından nasiplenemediler ne yazık ki!

Öyle veya böyle bu sahtekarlığı (gerçekten) kimin yaptığını veya kimin organize ettiğini bilmiyorum ama tek bildiğim şey var o da Galatasaray Kulübü çatısının altında gerçekleştiği.
Bireysel olarak ceza alanların hepsi cezayı işedikleri veya işletildikleri dönemde Galatasaray Kulübü'nde olan insanlar.

Tahkim Kurulu öyle bir uygulamaya imza attı ki,sanki bu ceza alan isimler Basketbol Ligi'nde kendi başlarına var olan,hiçbir kulüple bağlantısı olmayan kişiler.Evet uygulunan ceza kaldırma işleminden bu çıkıyor.Bu adamların sorumlu olduğu bir kulüp yok.Araya karışmışlar işte lig başlarken biz ne bilelim?Galatasaray'ı zaten küme düşürmeye cesaret edememişlerdi,sadece yolunu açmışlardı ama bu yaptıkları son hamleyle çarpıklığın ve dengesizliğin önünü açtılar.

Çoğu yazarın dediğine ben de katılıyıroum.Basketbol çevreleri de(üstünde forma olanları saymıyorum) cezanın silinmesi hakkında bir görüşe sahip:rezalet!Yapılan bir sahtekarlık var.Bu sahtekarlığın yapıldığı bir kulüp var ama ceza almayan da bir kulüp var.Ne kadar çarpık ne kadar dengesiz duruyor.Sahtekarlığı uygulayanlar çok ağır cezalara çarptırıldılar bu ne kadar önemli ki?Bunu uygulatanlar ya da en azından bu sahtekarlığı gerçekleştiren adamlardan sorumlu olan kulüp cezasız kalıyor.Bu yapılan sahtekarlık cezasız kalmıştır.Galatasaray Kulübü yapılan sahtekarlıktan paçayı sıyırmıştır ama bu onlara bulaşan bu kara lekeyi temizler mi yoksa daha da mı büyütür orasını bilemem.

26 Kasım 2009 Perşembe

30 Ekim 1996-25 Kasım 2009 Ve Değişen Hiçbirşey


















Evet bu iki tarih arasındaki ilişki sanırım biraz düşünüldükten sonra anlaşılıyor.1996 yılı Ekim ayının son günleri ve Fenerbahçe'nin Old Trafford'a aldığı 1-0'lık galibiyet.Ve daha da böyle birşey olamaz düşüncelerini suya gömen 25 Kasım 2009 Beşiktaş galibiyeti.Beni ilgilendiren kısım bu muhteşem zaferleri(!) anlatmak değil.Zaten basınımız sağolsun günlerdir bu maçtan dolayı sayfalarını ya da bültenlerini rahatça doldurabiliyorlar.Yok efendim,yabancı basın galibiyet hakkında ne dedi(!) şuydu buydu derken belli bir süre için haber sıkıntısı çekmiyorlar.

Evet çok merak ediyorum.Acaba Milan Fenerbahçe'yi yendiği zaman italyan basını bizim ne dediğimizi merak ediyor mu?Ya da Manchester United Beşiktaşı İnönüde mağlup edince ingiliz basını diğer 2 3 gün boyunca Türk basını ne dedi diye haberler yapyor mu gazetelerinde?Adamların takımı galibiyeti alıp direk diğer konuya geçiyorlar çünkü yapacak çok işleri var.Bizimse arasıra avrupada aldığımız bu galibiyetlerden başka(Galatasaray'ın Uefa Kupası'na saygılarımızı sunalım.Sağolsun o kupa Galatasaray ne zaman biraz iyi gitse 2000 ruhu geri dönüyor haberlerine malzeme olarak gazetelerimizin sayfalarını dolduruyor.) pek az gerçek gündem mademiz var.Aslında gündemi meşgul eden çok haber var da onlar gerçek değil.Kazım'ın hakeme sövmesi,yok biz şu hakemi şu maça istemeyiz,yok onların stadı 3 maç kapandı bizimki niye 4 kapanıyor şuydu buydu...










Muhtemelen Beşiktaş bu hafta Sivas maçında çok zorlanacak.Çünkü evet hastalığımız bu ülke olarak.Ne de güzel yendik Manu'yu kendi evinde.Tamam yendik,güzel de bir olay da sezonun bundan ibaret olduğunu gösterir gibi yönetici-futbolcu açıklamaları ve basının günlerce üstünde durması beni ürkütüyor.Şu açıdan ürkütüyor:Etrafınıza bakınız vay efendim Türk futbolunun marka değeri şöyledir,kulübümüz üç yıl içinde dünya kulübü olacaktır,derbimizi dünyada milyonlarca insan izliyor...Bu cümlelerden sonra,ingilizi veya italyanı yendikten sonra kırk gün kırk gece eğlenmek garip kaçıyor.

Maçı anlatan spikerin son on dakkaya 1-0 girilirken aman çocuklar dayanın,sıkın dişinizi,hadi az kaldı,oh bu şutta auta gitti,bitti bitecek sesleri de cabası.Bitmesin arkadaş o maç senin anlattığın şeyleri düşündürecekse bize.Yahu Beşiktaş orda Türk futbolunun tarih sayflarından birinde kendine yer ayırıyor(Türk Futbol Tarihi'ni oluşturan bu galibiyetler olduğu için kitabımız biraz ince.Çok da fazla yok hani bu galibiyetlerden.)sayın spiker,aman hemen bitsin,oh şu şutta auta gitti,sıkın dişinizi çocuklar cümleleriyle farkında olmadan ama futbolumuzun içinde olduğu duruma son derece paralel bir bilinçaltı ile galibiyeti ve önde olan takımı aşağılıyor.

Evet iki galibiyet,ikisi de Old Trafford'da,ikisi de 1-0 herşey çok benzer.Bazı benzer şeyler daha var.Manchester United'ın hala avrupanın en büyüklerinden biri olması ve bizim aradan geçen on üç yıla rağmen hala değişmeyen ülke futbolumuz ve bu galibiyetlere verdiğimiz(Son derece doğal) aşırı tepkiler.

19 Kasım 2009 Perşembe

Cemal Nalga Olayı Ve Düşündürdükleri


Bu günlerde basketbol ve spor dünyası yeni bir gündem maddesine sahip. Oyuncusu Cemal Nalga'nın sezon öncesinde aldığı cezayı çekmiş gibi göstererek Türkiye Kupası ve Basketbol liginde oynatan Galatasaray Cafe Crown'da sular kaynıyor.
İsterseniz olayı kısaca bir hatırlayalım ve bana düşündürdüklerini açıklayayım.

Sezon öncesi Cibona Zagreb ile oynanan hazırlık maçında diskalifiye olan oyuncu 5 maç ile cezalandırılmıştı.Fakat oyuncu hazırlık maçlarına 7 numaralı Tufan Ersöz formasıyla çıkarıldı ve oynamamış gibi gösterildi.Son olarak ise İstanbulda oynanan iki hazırlık maçında oynatılmadı(!) ve 5 maçı kağıt üstünde doldurdu.

19 Ekim'de Galatasaray Cafe Crown ile karşılaşan Oyak Renault takımı bu durumu ortaya çıkardı.Federasyona yapıtıkları itiraz beklemedeydi ta ki 7 numaralı formayla görünen Cemal Nalga fotoğrafları basına çıkana kadar.Tabi Fenerbahçe Ülker'in de bu hafta aynı itirazda bulunmasının da etkisi var.

Bu olay üzerine Galatasaray yönetimi toplanmış ve Teknik kadronun görevine son vermiş.Hiçbir yöneticinin haberinin olmadığı söylenerek Galatasaraylılıktan nasibini almamış bu insanları kovduklarını açıklamışlardır.

Benim kafama takılanlar şunlar:Oyak Renault bu itirazı yaptığı zaman Galatasaray yönetimi neredeydi?Bu ithamlar üstüne hiç mi oturup konuşmadılar antrenörleriyle?Yoksa fotoğrafların basına sızmayacağını düşünerek olayın örtbas olacağına mı inandılar?Tabi olay basına sızınca da günah keçisi olarak teknik kadronun görevine son verdiler.Bir kulüpte şube başkanının haberi olmadan antrenörler nasıl böyle kararlar alabilir?Bu antrenörler kendi ekmekleriyle oynamaya bu kadar hevesli midir?

Dediğim gibi bunları sadece merak ediyorum.Çünkü antrenörlerin bu kadar gözü dönmüşçe ekmeklerine karşı hareket edeceklerini düşünmek komik geliyor.