26 Kasım 2009 Perşembe

30 Ekim 1996-25 Kasım 2009 Ve Değişen Hiçbirşey


















Evet bu iki tarih arasındaki ilişki sanırım biraz düşünüldükten sonra anlaşılıyor.1996 yılı Ekim ayının son günleri ve Fenerbahçe'nin Old Trafford'a aldığı 1-0'lık galibiyet.Ve daha da böyle birşey olamaz düşüncelerini suya gömen 25 Kasım 2009 Beşiktaş galibiyeti.Beni ilgilendiren kısım bu muhteşem zaferleri(!) anlatmak değil.Zaten basınımız sağolsun günlerdir bu maçtan dolayı sayfalarını ya da bültenlerini rahatça doldurabiliyorlar.Yok efendim,yabancı basın galibiyet hakkında ne dedi(!) şuydu buydu derken belli bir süre için haber sıkıntısı çekmiyorlar.

Evet çok merak ediyorum.Acaba Milan Fenerbahçe'yi yendiği zaman italyan basını bizim ne dediğimizi merak ediyor mu?Ya da Manchester United Beşiktaşı İnönüde mağlup edince ingiliz basını diğer 2 3 gün boyunca Türk basını ne dedi diye haberler yapyor mu gazetelerinde?Adamların takımı galibiyeti alıp direk diğer konuya geçiyorlar çünkü yapacak çok işleri var.Bizimse arasıra avrupada aldığımız bu galibiyetlerden başka(Galatasaray'ın Uefa Kupası'na saygılarımızı sunalım.Sağolsun o kupa Galatasaray ne zaman biraz iyi gitse 2000 ruhu geri dönüyor haberlerine malzeme olarak gazetelerimizin sayfalarını dolduruyor.) pek az gerçek gündem mademiz var.Aslında gündemi meşgul eden çok haber var da onlar gerçek değil.Kazım'ın hakeme sövmesi,yok biz şu hakemi şu maça istemeyiz,yok onların stadı 3 maç kapandı bizimki niye 4 kapanıyor şuydu buydu...










Muhtemelen Beşiktaş bu hafta Sivas maçında çok zorlanacak.Çünkü evet hastalığımız bu ülke olarak.Ne de güzel yendik Manu'yu kendi evinde.Tamam yendik,güzel de bir olay da sezonun bundan ibaret olduğunu gösterir gibi yönetici-futbolcu açıklamaları ve basının günlerce üstünde durması beni ürkütüyor.Şu açıdan ürkütüyor:Etrafınıza bakınız vay efendim Türk futbolunun marka değeri şöyledir,kulübümüz üç yıl içinde dünya kulübü olacaktır,derbimizi dünyada milyonlarca insan izliyor...Bu cümlelerden sonra,ingilizi veya italyanı yendikten sonra kırk gün kırk gece eğlenmek garip kaçıyor.

Maçı anlatan spikerin son on dakkaya 1-0 girilirken aman çocuklar dayanın,sıkın dişinizi,hadi az kaldı,oh bu şutta auta gitti,bitti bitecek sesleri de cabası.Bitmesin arkadaş o maç senin anlattığın şeyleri düşündürecekse bize.Yahu Beşiktaş orda Türk futbolunun tarih sayflarından birinde kendine yer ayırıyor(Türk Futbol Tarihi'ni oluşturan bu galibiyetler olduğu için kitabımız biraz ince.Çok da fazla yok hani bu galibiyetlerden.)sayın spiker,aman hemen bitsin,oh şu şutta auta gitti,sıkın dişinizi çocuklar cümleleriyle farkında olmadan ama futbolumuzun içinde olduğu duruma son derece paralel bir bilinçaltı ile galibiyeti ve önde olan takımı aşağılıyor.

Evet iki galibiyet,ikisi de Old Trafford'da,ikisi de 1-0 herşey çok benzer.Bazı benzer şeyler daha var.Manchester United'ın hala avrupanın en büyüklerinden biri olması ve bizim aradan geçen on üç yıla rağmen hala değişmeyen ülke futbolumuz ve bu galibiyetlere verdiğimiz(Son derece doğal) aşırı tepkiler.

19 Kasım 2009 Perşembe

Cemal Nalga Olayı Ve Düşündürdükleri


Bu günlerde basketbol ve spor dünyası yeni bir gündem maddesine sahip. Oyuncusu Cemal Nalga'nın sezon öncesinde aldığı cezayı çekmiş gibi göstererek Türkiye Kupası ve Basketbol liginde oynatan Galatasaray Cafe Crown'da sular kaynıyor.
İsterseniz olayı kısaca bir hatırlayalım ve bana düşündürdüklerini açıklayayım.

Sezon öncesi Cibona Zagreb ile oynanan hazırlık maçında diskalifiye olan oyuncu 5 maç ile cezalandırılmıştı.Fakat oyuncu hazırlık maçlarına 7 numaralı Tufan Ersöz formasıyla çıkarıldı ve oynamamış gibi gösterildi.Son olarak ise İstanbulda oynanan iki hazırlık maçında oynatılmadı(!) ve 5 maçı kağıt üstünde doldurdu.

19 Ekim'de Galatasaray Cafe Crown ile karşılaşan Oyak Renault takımı bu durumu ortaya çıkardı.Federasyona yapıtıkları itiraz beklemedeydi ta ki 7 numaralı formayla görünen Cemal Nalga fotoğrafları basına çıkana kadar.Tabi Fenerbahçe Ülker'in de bu hafta aynı itirazda bulunmasının da etkisi var.

Bu olay üzerine Galatasaray yönetimi toplanmış ve Teknik kadronun görevine son vermiş.Hiçbir yöneticinin haberinin olmadığı söylenerek Galatasaraylılıktan nasibini almamış bu insanları kovduklarını açıklamışlardır.

Benim kafama takılanlar şunlar:Oyak Renault bu itirazı yaptığı zaman Galatasaray yönetimi neredeydi?Bu ithamlar üstüne hiç mi oturup konuşmadılar antrenörleriyle?Yoksa fotoğrafların basına sızmayacağını düşünerek olayın örtbas olacağına mı inandılar?Tabi olay basına sızınca da günah keçisi olarak teknik kadronun görevine son verdiler.Bir kulüpte şube başkanının haberi olmadan antrenörler nasıl böyle kararlar alabilir?Bu antrenörler kendi ekmekleriyle oynamaya bu kadar hevesli midir?

Dediğim gibi bunları sadece merak ediyorum.Çünkü antrenörlerin bu kadar gözü dönmüşçe ekmeklerine karşı hareket edeceklerini düşünmek komik geliyor.